memleketi

n. one's native soil

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • İCRA KUVVETİ — Memleketi idâre eden, kanunları tatbik eden kuvvet …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • Çin lahanası — is. Asıl memleketi Çin olan bir tür lahana …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dayatma — is. Dayatmak işi, empoze etme Motorlu birlikler bu memleketi, hiçbir dayatmaya uğramaksızın işgal ediverince hayretten donakaldı. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göllük — sf., ğü Gölü olan (yer) Memleketimiz geniş kıyıları, göllük, dağlık bölgeleri ile çekici bir turist memleketi olabilir. N. Cumalı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karanlık — sf., ğı 1) Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan 2) is. Işık olmama durumu Biz, karanlığın içinde ilerliyoruz. H. Taner 3) mec. Yasalara, töreye uygun olmayan Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar. M. Ş. Esendal 4) mec.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kavurmak — i 1) Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız. S. Birsel 2) Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak Rüzgâr ekinleri kavurdu. 3) mec. Çok üzmek, yakmak, mahvetmek Memleketi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kıtlık — is., ğı 1) Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma Toprak darlığı, ham madde kıtlığı ve nüfus artışı... F. R. Atay 2) Kuraklık, savaş vb. nedenlerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık Memleketi kavuran kıtlık… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • memleketsiz — sf. Memleketi olmayan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • muhal — sf., li, esk., Ar. muḥāl Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız Gizli düşmanların elinden memleketi kurtarmak muhal bulunuyordu. S. Ayverdi Birleşik Sözler farzımuhal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • selamlamak — i Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında selam vermek, esenlemek Onu ve onun gibi ateş altında, duman içinde memleketi için ölmeye atılanları birden selamlıyorum. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sistem — is., Fr. système 1) Düzen 2) Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir. H. E. Adıvar 3) Yol, yöntem Eski bir sistem. 4) Bir aracı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.